Hızlı bir değişim içinde olan toplumumuzun, nüfus artışı, teknolojik gelişme, insan ihtiyaçları, sosyal çevre, madde tatminine rağmen, manevi tatminsizlik almış başını götürmüş durumdadır.
Bu süreç, gelişmeye paralel olarak yaşam düzeyini yükseltmiş, böylece değişen yaşam biçimi, sporun önemini artırmıştır. Mevcut kaynaklar ise, sorunları ile birlikte artan nüfusun, spor yapma ihtiyacına karşı ve duyulan gereksinmeler karşısında yetersiz kalmaya başlamıştır.
Spora katılan gençler, günlük yaşamın problemlerini taşıyarak tribünlere gelmekte ve seyirci denen kalabalığı oluşturmaktadır. Bence buna seyir kalabalığı denir, çünkü seyirci denilenler alt guruplardan oluşur. Kalabalıklar genellikle çok sayıda arkadaş ve yakınlarından, aile bireylerinden ve akrabalarından meydana gelir. Çünkü, bu kalabalık içinde bulunan bir kişi, Bu olaya kalabalık içindeyken, ait olduğu kalabalığın koyduğu şartlar içinde tepkide bulunduğu halde, yalnızken veya başka bir yerde aynı olaya başka bir tepki gösterir.
Taraftarların her geçen gün, takımlarına karşı biraz daha tutuklu, gerçekleri görmeye karşı isteksiz, rakipler karşı saldırgan bir hale geldikleri kanısı, gerek sporcu gerek seyirci ve gerekse spor kamuoyu tarafından açıkça gözlenmektedir. Bakıldığında, sporcular değişse bile, kulüp ismi aynı kaldığından, takım tutma psikolojisi dönemden döneme değişmeyip çok daha fanatizme sürüklenmektedir.
Bu açıdan bakıldığında fanatik seyircilerin çoğunluğunun 15-20 yaş gurubu erkek, orta öğrenim ve serbest meslek sahibi olanlardan oluştuğunu göreceğiz. Gelirleri genelde 500 YTL.yi geçmeyen kişilerden meydana geldiğini, ailelerinin kalabalık ve ailenin ilk çocukları olduğunu gözlemleyebiliriz.
Bu kişilerin çocukluk ve gençlikleri mutlu geçmediği ve yaşamlarını etkileyen önemli olayların hayal kırıklığı ile toplumda ezilme hissi ve üçte birinin mutlaka bir adli olayın geçtiğini araştırırsak görebiliriz. Taraftar dediğimiz kitlenin % 80 nin bekar olduğu rahatlıkla gözleyebiliriz. Bunların çoğu yani % 30’ u sürekli takımı desteklemek ve deşarj olmak için maçlara geldiklerini, % 40’nın tezahürata % 30’nun her türlü tezahürata katıldığı, tezahüratı da takıma destek vermek ve bu desteğin de küfretmek olarak algıladıkları ve de bunu bir hak olarak kabullendikleri kendilerince de küfürlü tezahüratlarla rahatladıklarını Ve çok iş başardıklarını anlarlar. Çünkü, toplumda birey genellikle yalnızdır.
Bu nedenle bir guruba, bir kitleye katılarak yalnızlığını gidermek ister.Böylece bir spor takımını destekleyerek o takımla özdeşleşir.


