Hz. Mevlana ne demiş ”ya olduğunuz gibi görünün, ya da göründüğünüz gibi olun”
Çok uzun zaman olmadı daha bir iki hafta öncesine kadar..!
Her fırsatta, her toplantıda, her mitingde, Önce Sayın Erdoğan ve hemen peşinden küçük ortak Sayın Bahçeli HDP’yi kastederek altılı masa oluşumuna teröristlerle, hainlerle beraber bunlar, altılı masa değil masanın altında yedinci ortakları var gibi açıklamalar sürekli yapıldı, ve geçtiğimiz hafta Sürpriz bir şekilde Adalet bakanı Sayın Bekir Bozdağ başkanlığında AK partili bir heyet Anayasa değişikliği için HDP yi ziyaret ettiler, ilk tepki Ak parti MKYK üyesinden geldi, aynen şu cümlelerle tepkisini dile getirdi; Şimdi soruyorum, “HDP, PKK’nın siyasi uzantısı ve kapatılması gereken bir partiyse, onlarla niye Anayasayı konuşuyoruz?” Bu tepki, muhalefet cephesinden değil, AK Parti içerisinden, kendi partisine yönelik yükselen bir ses. AK Parti MKYK Üyesi Şamil Tayyar’dan.
Gündemdeki Anayasa değişikliğine ilişkin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın başkanlığındaki AK Parti heyetinin HDP’yi ziyaret etmesi sonrası, hem muhalefet cephesinden hem de AK Parti içerisinden enteresan tepkiler art arda gelmeye devam ediyor.
Gerçekten de ”ne yaman bir çelişki’‘ öyle değil mi? Günlerce, aylarca, yıllarca HDP’yi terörist ilan eden, HDP’yi terör örgütünün arka bahçesi olduğundan bahisle meydanları inim inim inleten Erdoğan ve partisi AK Parti ‘nin temsilcileri, bu ülkenin bir bakanı ile birlikte HDP’yi ziyaret ederek anayasa değişikliği konusunda fikir alışverişinde bulunmaları, en hafif tabiri ile yine riyakarlık değil mi?
Evet dostlar riyakarlık diz boyu… Niçin acaba? Şifrelerini yine Erdoğan veriyor? Nasıl mı? Özellikle türban konusuna ilişkin Anayasa değişikliğine yönelik açıklamalarına bakmak gerekiyor. Ne demişti Erdoğan; “Uzlaşma sağlanamaması halinde bu meseleyi milletimizin takdirine sunmanın yollarını arayacağız”
Peki bu yollar ya HDP’den geçiyorsa?
Ne önemi var daha önceki söylemlerin, öyle değil mi?
Anayasa değişikliği için Meclis’te gereken oy verecek milletvekili sayısı olan 400 sayısına mevcut şartlarda ulaşmanın imkanı yoksa, Anayasa değişikliğinin milletin taktirine sunmak için yani referanduma gitmek için gerekli olan 360 milletvekili sayısına ise HDP’nin desteği ile ulaşılabiliyorsa, ne önemi var daha önceki söylemlerin, öyle değil mi?
Bu satırları yazarken rahmetli Ferhan Şensoy’un bir filminde geçen efsane bir replik dilimden hiç düşmedi; ‘parayı versinler de ne derlerse desinler…’ Derdi koltuk olanlar için de durum benzer değil mi? ‘Oyu versinler de ne derlerse desinler…’
Öz cümle ve nihayet; Son sözümüz, Hz. Mevlana’nın sözleri ile tüm riyakarlara, derdi koltuk olanlara gelsin ‘ya olduğunuz gibi görünün ya göründüğünüz gibi olun’…
Kalın Sağlıcakla…


