Dünden bugüne, bu günden yarına.
Şunu rahatlıkla söylerim ki, bu günlerimiz çok “İYİ” günlerimizdir.
Dünümüz bu günlerden iyiydi; bu günümüz de, mutlaka yarınlardan iyidir.
Çünki, çok daha KÖTÜ günler bizi beklemektedir:
İSTİLÂ ve İŞGAL Altındayız !
Hiç gizlisi-saklısı ve kanunsuzluğu falan yok.
Hem RESMEN müsaade ediliyor ve hem de ALENEN devam ediyor ve hatta TEŞVİK ediliyor.
Ülkemiz, Afrika’dan, Ortadoğu’dan ve bilhassa da SURİYE’den ve tabii ki, bir de AFGANİSTAN’dan gelen YABANCILARIN BASKININA uğradı.
Bunlar her yerde ve her fırsatta biz Türk vatandaşlarının önünde ve önceliğinde yer alıyor ve işleri derhal görülüyor.
Bütün HASTANELERDE ÖNCELİKLİ ve tedavide BELEŞÇİLER.
Kira yardımı, çocuk yardımı, gıda yardımı vs. her türlü yardımı alıyorlar. (İşyeri açıyorlar, denetim yok, vergi yok)
Biz de kendi vatanımızda İKİNCİ SINIF VATANDAŞ durumuna düşürüldük.
Ama bütün bunlar ALLAH tarafından YAPTIRILMAKTA imiş.
İçişlerine bakan Süleyman Soylu Bakan da bu yılın başında çektiği nutukta;
“Sadece Bizim Yaptıklarımıza Bakmayın, Biz KENDİMİZ YAPMIYORUZ. İnanıyoruz ki; BİZE YAPTIRAN ALLAH’tır. Bize yaptıran ALLAH’tır. Bize YAPTIRAN ALLAH’tır” demişti ya …
Yani, bizi idare edenlerin bu işlerde hiç dahli, müdahalesi veya katkısı yok imiş.
FİYATLARLA başa çıkılamaz oldu ve daha BETER olacağı da gün gibi âşikâr oldu.
Ama şimdi öğrendik ki, bu işleri yapan da ALLAH imiş.
DİB Başkanı Ali Bey Temmuz ayı başlarında çektiği nutukta, ” ŞÜPHE yok ki, FİYATLARI TAYİN EDEN, darlık ve bolluk veren, RIZIKLANDIRAN, ancak ALLAH’tır ” demişti ya …
Yabancı MAFİYA mensupları İstanbul’u mesken tuttu, karargâh kurdu ve açık açık hesaplaşmaya ve caddelerde, AVM’lerde SİLAHLI çatışmalarla ortalığa DEHŞET saçmaya başladı.
UYUŞTURUCU madde satışı ve kullanımı gençlerimizi pençesine aldı. Serbesçe ve alenen satılmaya başlandı.
Suç işlerine bakan Süleyman Soylu Bakan, hafta 5000 (BEŞ BİN) kişinin UYUŞTURUCUDAN yakalandığını açıkladı.
Ülkemiz, SUÇ ve SUÇLU CENNETİ hâline getirildi.
Hapishaneler DOLDU-TAŞTI.
Eskiden UTANMA vardı.
Şimdi utanma da kalmadı ve SUÇLULAR (siyasilerin ve adliye mensublarının ÂCİZLİĞİ yüzünden) ARSIZLAŞTI ve SALDIRGANLAŞTI.
YALAN, İFTİRA dillerden düşmez oldu.
SAMİMİYET kalmadı, RİYÂKÂRLIK ön plana çıktı ve normal davranış biçimi hâlini aldı.
AHLÂKSIZLIĞIN her türlüsü (hırsızlık, yolsuzluk, sahtekârlık, soygun, rüşvet, zimmet, irtikap … vs.) ülkemizde ayrı bir SANAYİ kolu haline geldi ve bu işleri asli MESLEK edinenler üst başta yerlerini aldı.
Siyasetçilerimiz eskiden, İLLET, ZİLLET, AŞAĞILIK, SÜRTÜK, SÜFLÎ gibi sözleri bilmezlerdi. Ama şimdi bu kelimelerle birlikte her türlü KİN ve NEFRET kusan ifadeler siyasetçilerimiz dilinden düşmez oldu.
20 sene öncesinde bunları görmemiştik, böyle dertlerimiz yoktu; yeni öğrendik.
Bu durum karşısında siz de, bu günümüz yarından; yarınımız da öbür günden daha iyidir der misiniz ?
Diğer bir ifadeyle, İSTİKBÂLİMİZİN iyi olacağına dair ümitli misiniz ?


