Geçen hafta yaşamış olduğumuz depreme ben büyük felaket olarak isimlendirmek istiyorum. Bu normal bir fay kırılması değildi! Karada biri birini tetikleyen bu tarz depremler çok nadir gerçekleşen depremler diye nitelendiriliyor.
Büyük felaketlerden ders alınması gerekmektedir. Önümüzde olması beklenen İstanbul Depremi dururken biz bundan ders alamazsak yaşanılacak felaketlerde kaybımız çok daha fazla olacaktır.
Deprem bölgesinde yaşayan milyonlarca insanın hayatı artık tamamen değişmiştir. Hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır. Bunu 2020 yılında Elazığ’da yaşanan depremi bizzat yaşayan biri olarak söylüyorum. Yaralar sarılmaya çalışılır, devletimiz büyüktür. Yeni inşaatlar yapılacaktır. Ama kaybettiğimiz canları geri getirmek mümkün değildir. Yıkılan binalar, kaybolan hatıralar artık hafızlarda yaşayacaktır. Yaşanılan her depremde can kayıplarımız aklımıza gelecek, bizlerin bu hiç kapanmayacak yarasını tekrar deşecektir.
Deprem gerçeği üzerine yapmamız gereken aslında çok basittir. Yüksek katlı binalarda mümkün olduğu kadar uzak durup, yapılan inşaatların belirlenen kriterlere uygun yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Üç veya dört katlı, Türk Mimarisine uygun, her türlü sosyal ve insani ihtiyaçları düşünülerek yeniden şehirler kurabiliriz. Standartlara uygun yapılıp, gerekli kontrolleri yapılan yapılarda artık daha rahat yaşayabilirsiniz. Tedbir sizdendir. Takdir şüphesiz Yüce Allah’ın olacaktır.
Elazığ’ımızda da durum farklı değildir. Geçen Elazığ depreminde ortaya çıkan ve sık sık duyduğumuz bir terimi artık duymak istemiyoruz. Bu terim ORTA HASAR garabetidir. Ya Allah aşkına bir bina ya hasarlıdır ya da hasarsız. Az hasarlı terimi hasarsız gibi ilişkilendirilse de, aslında yaşanılan deprem sonrasında bina hasar almış ama bu hasar onu oturulamaz duruma getirmemiştir. Deprem gören bina mutlaka güçlendirilmelidir. Az hasarlı binaların güçlendirilmesi için Devletimizin cazip fırsatlar sunup; vatandaşımızı bu dönüşümü rahat yapabilmesi için desteklemelidir.
Belediyelerimize bu noktada çok büyük görevler düşüyor. Mevcut binaların standartlara göre yapılıp yapılmadığını kontrol etmek, binalarda sonradan yapılan müdahalelerin (alan genişletmek için kolon kesme vb…) düzenli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir. Köşemi yazdığım şu anlarda kolon kesilen bir binanın çökmesi sonucu yaşanılan felaketin konusu işleniyor. Bu faaliyetin sorumlusu en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Binanın zemin katındaki galerinin araç sergilemesi için binanın kolonlarını kestiği, bina sakinleri ile galericinin davalık olduğu yapılan röportajlarda açık açık söyleniyor. Bunun için uzun uzun yargılama sürecine gerek yoktur. Hâkimin gelip orayı görmesi ve tek celsede orada cezası kesilmelidir. İbreti âlem olması içinde medya orada bu eylemi tüm ülkeye duyurmalıdır.
Uzun lafın kısası bu büyük felaketten ders almak zorunda olduğumuza tüm kalbimle inanıyorum. Ders almaz isek bu felaketler ne yazık ki tekrarlanacaktır. Sonradan dizlerimize vurmak kaybolan canları geri getiremeyecektir.
Devlet kurumlarımızla, sivil toplum örgütlerimiz ile vatandaşlarımız ile top yekûn kendimizi silkelemeli, bilinçlenmeli ve gereken temel eğitimleri alarak yaklaşan felaketlere hazırlıklı olmalıyız.
Bunun başka bir seçeneği ya da yolu yoktur.


