Zamlar Coştu, Enflasyon Uçtu;

VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ İYİCE DÜŞTÜ, TARİHİ KAPALI ÇARŞIDA ESNAF SİFTAHSIZ DÜKKAN KAPATMAYA BAŞLADI…

Elazığ’da; Peynir, Süt, Çökelek ve Yumurta karaborsa, Zam oranı yüzde 100 oldu, 1 adet halka tatlı 8 lira olurken, Kuruyemiş yüzde 200 zam gördü, ayrandan yapılan çökelek ise bulunamıyor…
Cebindeki Nakit Parayla Ay Sonunu Getiremeyen Vatandaş, Evine Ekmeği Fırınlardan Kredi Kartı İle Almaya Başladı…
İşsizlik, zamlar, gelir dağılımındaki adaletsizlik, gasp, şiddet, torpil, argolaşma, ayırımcılık almış başını gidiyor.
Süslü sözler, psikolojik destekler, ayların ayları kovaladığı, bugünün yarından kârlı olduğu, emeklinin, asgari ücretlinin açlığa mahkûm edildiği günümüzde nereye gittiğimizi bilen yok.
Tünelin sonunda ışık görünmüyor, Üniversite mezunlarına çözüm bulunamıyor, 60 yaşındaki vatandaş iş arıyor yönetenler sadece seyrediyor.
ET, SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNİN EN GÖZDE YERİ OLAN TARİHİ KAPALI ÇARŞIDA ESNAF CAN ÇEKİŞİYOR…

Elazığ’ın organik temel gıda maddelerinin en yoğun tüketildiği yer olan tarihi kapalı çarşının eski halinden eser yok et, süt ve süt ürünlerine son 3 ayda % 100 zam gelince vatandaşlar süt ürünlerinin en ucuzu olan ayrandan yapılan çökelek e hücum edince çökelek karaborsa oldu, cebindeki nakit parayla ay sonunu getiremeyen vatandaşlar evine götüreceği ekmeği kredi kartı ile almaya başladı.
MİLLET LOKANTALARDA TÜTEN DUMANA HASRET KALIRKEN!
Meclis lokantası fiyatları;
TBMM Eğitim ve Sosyal Tesisinde Adana kebap 18 TL’den, büyük ayran ise 2,5 TL’den satışa çıkarıldığını duyuyoruz. 2 porsiyon ciğer şiş ızgaranın 46 TL olduğu Meclis lokantasında 12 bardak çayın toplamda 18 TL’den satılması da dikkat çekiyor.
Meclis lokantasında yemeklerin yanı sıra tatlılarda da ciddi bir ucuzluk olduğu görüldü. Dışarıda kâsesi en az 15-20 TL’den satışa sunulan fırın sütlacın tanesine 4 TL fiyat biçildi. Kutu içeceklerin de yarı fiyatına satıldığı Meclis lokantasında, dışarıda hayli pahalı olduğu bilinen kuzu şişe de 22 TL fiyat biçildi.
Restoranın en pahalı yemekleri arasında bulunan kuzu kavurmanın fiyatı, yeni zamla birlikte 18 liradan 25 liraya yükseldi. Ciğer-şiş ızgara ve kuzu şiş de 25 lira oldu
Öte yandan çorba fiyatlarına da 1 lira zam geldi. Meclis’teki çay ocaklarına da bir süre önce zam gelmiş ve Türk kahvesi 1.5 TL’den 2 liraya, soda 1.75 liradan 2 liraya çıkarılmış, çay fiyatı ise 1 lira olarak kalmıştı. Piyasaya göre çok ucuz olan TBMM lokantasındaki personel memur olduğu ve elektrik, su, kira gibi masraflar da bütçeden ödendiği için, sunulan yemekler maliyetine satılıyor.

Meclis lokantasını işleten firma ürünleri nereden temin ediyor?
Milletten yükselen sese baktığımızda buluşulan ortak noktanın, meclis lokantası yemek ve tatlı yapımında kullanılan temel gıda maddelerini, eti, sütü, tatlıyı, yağı nereden alıyor acaba oldu.
Milletin ortak sesi, dışarıda bir porsiyon yemek 100-150 lira arasında değişirken meclis lokantası 18 liraya müşterisi olan vekillere bu hizmeti veriyor. Arada 8-10 kat fark var. Birileri çıkıp biz kullanılan malzemeleri şuradan alıyoruz desin bizde oradan alalım. Onlar aç biz mi tokuz. Onların gelir seviyesi düşük bizimkisi mi yüksek diyerek serzenişte bulundular.
Geçtiğimiz hafta içerisinde 4 defa araç yakıtına gelen zam, şekere, çaya, süte, peynire, sebzeye, meyveye, elektriğe, doğalgaza ardı arkası kesilmeden gelen zamlar kış ayları için milleti çaresiz bırakırken, çözüm sunan ve üretende yok.
Peynir, süt ve yumurta karaborsa, yüzde 50 zam yolda demiştik yanıldık.
Zam oranı yüzde 100 oldu…
Kuruyemiş yüzde 200 zam gördü.
Fazla geçmedi aradan, bundan 15-20 gün önce manşete taşıdığımız, ulusal kanalların da dikkatini çeken haberimizin başlığı yukarıda yazdığımız gibiydi. Peynir bulunamıyor, karaborsa demiştik. Fiyatı 50 ile 60 lira arasında olan peynir bugün 120 liranın üzerinde bile bulunmazken, bir koli 30’luk yumurtanın 50 liradan 120 liraya çıktığını, Bir litre sütün 10 liradan 25 liraya tırmandığı günümüzde zam şampiyonunun salça olduğunu söyleyebiliriz.
Bir kilo ev yapımı salçanın Gaziantep’te bile 125 ile 150 liradan satıldığını duyunca suçu kulaklarımızda bulmaya başladık.
Elazığ’da 1 kilo peynir 85 ile 120, Pul biber 150 – 200, Salça 75 ile 100, Pekmez 80 – 150, Bal 200 – 250 TL. den alcıc beklerken, tüm bunların yanında milletin çekirdek keyfinin de tuzla buz olduğunu söyleyebiliriz. Kilosu 10 ile 20 lira arasında olan çekirdeğin bugün ki fiyatının 50 ile 60 lira, bir kilo karışık çerezin ise 200 ile 300 lira arasında ki satış fiyatını görünce misafirlikte çayın yanında ikram edilen çerez ikramı da tarihe karışmış oldu.
Bir yılda mazota gelen zam yüzde 400 oldu.
10 Ekim 2021 yılına dönüp mazot fiyatlarına baktığımızda, İstanbul’da ortalama 8,17 Ankara’da 8,25 İzmir’de ise 8,27 liradan satılan mazotun bugün 28-30 lira sınırına dayandığı, zam miktarının ise yüzde 400 ün üzerine çıktığına şahit oluyoruz. Durum böyle olunca yıllık enflasyonun yüzde seksen çıkmasına sağır sultan bile gülmeye başladı.
İşsizlik Rakamlarını İŞKUR ayrı TUİK Ayrı telden çalıyor
İŞKUR’un Haziran 2021 ile Haziran 2022 arasında son 1 yıllık dönemde kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 950 binden 3 milyon 568 bine yükseldi, kayıtlı işsiz sayısında yaklaşık yüzde 21’lik bir artış gerçekleşti. TÜİK’e göre ise son 1 yılda dar tanımlı işsiz sayısı 136 bin kişi azaldı.
TUİK yapısının ne kadar çalkantılı ve güven yoksunu bir kurum haline geldiği gerek enflasyon gerekse diğer istatistik verilerinde açıklanan istikrarsız rakamlarla bir kez daha ortaya konulmuş oldu.
Maaşlar arasındaki uçurum gelir dağılımında uçurumlar oluşturuyor.
Orta halli vatandaş gurubunun bittiği ülkemizde geriye sadece iki sınıf kaldı. Ya yaşıyorsun ya da bitmiş olarak yaşıyorsun. Birileri sağlanan ganimet ve ikramlarla günülerini gün edip variyetlerine variyet katarken diğer kesim insanlarımız halk pazarında çürük sebze ve meyve toplamaya mahkûm edildi ne yazık ’ki.
Birileri emeğinin karşılığı olmadan iktidarın nimetlerinden faydalanırken diğer kesim yaşama savaşı vermeye başladı. Bir kesim emekli, çalışan doktor, avukat, polis, öğretmen den daha çok maaş alırken, aynı günlerle emekli olmuş diğer kesim 3500 – 4500 liraya şükür eder hale getirildi.
Üretim yok tüketim de sınır yok.
Ülkemizin yaşadığı en büyük sıkıntılardan birinin de tüketim toplumu olduğumuz gerçeğini ne yazık ‘ki, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ve yüksek enflasyon suratımıza bir tokat gibi çarpmasıdır.
Başta temel gıda ürünlerimizden olan, un, şeker ve yağ başta olmak üzere doğalgaz, mazot, benzin ve kömür, et ürünleri gibi ürünlerde dışarıya olan bağımlılığımız için destekleyici hiçbir adım atılmazken, asırlardır suratımıza haykırılan toprak, tarım ve hayvancılık ülkesi olduğumuz sözlerinin sivrisineğin çıkardığı sesten öteye gitmediğini göstermiş oldu bize.
Kısaca ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalı ülke olmaktan çıkıp tüketen ülke olmuşuz haberimiz yok.
HABER : Fırat KAHRAMAN





