İsmi ağırdır, kendisi zor. Hastalık sonrası ya da yolunda gitmeyen bir durum karşısında karşılaşacağınız durumdur.
Acı reçete ile hayatta karşılaşma ihtimaliniz vardır.
Hele hastalık konusunda dikkat etmezseniz ya da hayatta oyunu kurallarına göre oynamazsanız genelde bu acı reçetelerle karşılama oranınız yüksektir. Ancak her sıkıntının ardından bir ferahlığın olduğunu da unutmamak gerekir.
Sağlıklı, huzurlu ve rahat günlerin kıymetini bilmeniz lazımdır. Ancak dünya üzerinde imtihanda olduğunuzu da unutmamanız gerekir. Rahatınız bozulmasın diye her yanlış görmezden gelip, başınızı çevirirseniz; her gelen rüzgârda farklı yöne doğru eğilirseniz belki rahat eder gibi görünebilirsiniz ama asıl imtihanı kaybetmek üzere olduğunuzu bilmeniz gerekir.
Ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik durum pek de iç açıcı gözükmüyor. Komşu ülkelerden günübirlik gelen turistler, değerli paralarını bozdurarak, neredeyse bulabildikleri ve taşıyabilecekleri her şeyi alıp ülkelerine dönüyorlar. Bu burum bazı at gözlüğü takmış, ekonomi bilgisi ilkokul 1 seviyesindeki bir insan için mutluluk verici olabilir, ancak yaklaşan fırtınanın ayak sesleri olduğunu kimse inkâr edemez. Şüphesiz bu durum böyle devam etmeyecektir. Piyasanın şartları ve ekonomi biliminin gerektirdiği hamleleri yapıp; ülkede üretim seferberliği ilan ettiğiniz zaman taşlar bir dönem sonra yerine oturacaktır.
Bu süreç çok önemlidir. Toplumsal huzurun bozulmaması ve rayından çıkan ekonominin tekrar yoluna oturması için bir acı reçete de içileceği gerçeği göz ardı edilemez. İşte tam bu noktada hassas davranılması gerekiyor. Toplumun bu işi birlikte çözmesi gerekmektedir. Herkesin gücü nispetinde fedakârlık yaparak bu zor geçiş süreci en az kayıp ile atlatılmalıdır.
Devleti yönetenler vatandaştan tasarruf tedbiri bekleyip, porsiyon küçültme tavsiyesinde bulunurken; kendileri de bu tasarruf döneminde kendilerince hamleler yapıp bunu halka hissettirmelidirler.
Bu süreç içerisinde devletimizin kurumlarının yıpratılmamasına da özen gösterilmelidir. Sipariş üzerine hazırlanan anketler, piyasada karşılığı olmayan fiyat ve oranların konuşulması fayda getirmeyecektir. Siz istediğiniz kadar enflasyon şu kadar, bu kadar deyin; halk çarşı ve pazarda bu işin aslı ile yüz yüze olmaktadır. Geçen televizyon kanallarından birinde vatandaş ile yapılan röportajı izledim. Vatandaşın hesabı çok basit ve çok etkili idi… Vatandaş İstanbul’a geldiği zaman (yaklaşık 15 sene evvel) almış olduğu asgari ücret ile satın aldığı ekmek sayısını söylüyor. Bugün aldığı maaş ile alabileceği ekmek sayısını söylüyor ve mevcut durumun vahametini gözler önüne seriyordu… (Bu arada düşen ekmek gramajından bahsetmiyordu bile…)
Bu millet ekonomik anlamda gerçekten zor bir süreçten geçmektedir.
Bu acı reçeteyi mümkünolduğunca tatlı ve içilebilir hale getirmek sayın devlet büyüklerimizin ilk görevi olmalıdır.


